ANKARA DEFİNE YERLERİ

ANKARA’ DEFİNE YERLERİ

Bizans Süreci ve ankara tarihi
4. yüzyılın ortalarında Ankara, imparatorluğun tatil mekanı haline geldi. Constantinople Doğu Roma’nın merkezi olduktan sonra imparatorlar, 4. ve 5. yüzyıllarda dinlenmek üzere İstanbul Boğazı’nın nemli havası yerine, Ankara’nın daha kuru dağlık atmosferini tercih etmişlerdir. II. Theodosius (408-450) yazları sarayını Ankara’ya taşımaktadır. Ankara’da çıkarılan kanunlar, onun orada geçirdiği zamanları kanıtlamaktadır.

ankara define yerleri

Şehrin askeri, özellikle de lojistik önemi uzun Bizans devri boyunca sürdü. Ankara 6.yüzyıldan sonra birçok kez türlü Arap ordularının eline geçse de, 11. yüzyılın sonuna kadar Bizans İmparatorluğu’nun önemli bir yanyolu olmayı sürdürmüştür.

Selçuklu ve Osmanlı Süreci
1071 yılında, Selçuklu Sultan’ı Alparslan Malazgirt zaferiyle Türklere Anadolunun kapılarını açmıştır. Daha sonra 1073’te önemli bir askeri geçiş güzergahı olan ve doğal kaynaklara sahip olan Ankara’yı ülkesine eklemiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci sultanı Orhan Bey, 1356 yılında şehri fethetti. Diğer bir Türk asıllı kumandan olan Timur 1402 yılında Ankara Savaşında Osmanlıları yenerek şehrin hakimiyetini ele geçirdi fakat 1403’te Ankara tekrar Osmanlı Devleti’nin kontrolü altına girmiştir.

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılmasıyla, Osmanlı başkenti İstanbul ve Anadolu’nun büyük bir kısmı İtilaf Devletleri tarafından istila edildi ve Türklere merkez Asya Bölgesinde çok küçük bir alan bırakarak buraları İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan kendi aralarında paylaşmak istediler. Buna cevaben, Türk Millî Mücadelesi’nin lideri Kemal Atatürk, 1920’de Ankara’da direniş hareketinin başlangıcını resmi olarak ilan etti. (Bkz. Sèvr Antlaşması ve Kurtuluş Savaşı). Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra, Türk Milleti 29 Ekim 1923’te cumhuriyeti ilan ederek Osmanlı Devleti yerine Türkiye’yi kurmuştur. Bundan birkaç gün önce 13 Ekim 1923’te Ankara İstanbul’un yerine Türkiye’nin yeni başkenti olarak ilan edilmiştir.

Hellenistik Süreçi
Ankara, Büyük İskender tarafından M. Ö 333 yılında fethedildi, İskender, Gordion şehrinden gelmişti ve kısa bir süre burada ikamet etti. Babil’de ölümünden sonra (M.Ö 323) generalleri arasında bölüşülen imparatorlukta Ankara’ya Antigonus sahip oldu. Antik zamanda şehrin en büyük genişlemesini yaşadığı Frigya döneminin dışında, bir başka önemli genişleme Ankara’ya gelip şehri Kara Deniz limanları ve Kırım ile kuzey; Asur, Kıbrıs ve Lübnan ile güney; ve Gürcistan, Ermenistan ve Pers İmparatorluğu ile doğu arasında mal ticareti için merkez haline getiren Pontos Yunanları zamanında meydana geldi. O zamana kadar şehir (Türkler tarafından biraz değiştirilerek Ankara olarak kullanılmaktadır.) Ànkyra (Yunanca’da Çapa anlamına gelmektedir.) ismini almıştı.

Ankara’ da yerleşim tarihi Tunç Çağı Hatti uygarlığına kadar uzanmaktadır. Bunu milattan önce ikinci milenyumda Hitit uygarlığı dönemi, milattan önce onuncu yüzyıldaki Frigya uygarlığı dönemi ve sonrasında sırasıyla Lidyalılar, Persler, Makedonlar, Galatyalılar, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Selçuklular ve Osmanlı İmparatorluğu dönemleri takip etmektedirAnadolu’daki insan karakterli ilk fosil primat kalıntıları Fikret Ozansoy tarafından Ankara’da bulunmuş ve Ankarapithecus meteai adı verilmiştir.

Ankara’nın bilinen tarihi Paleolitik Çağa  kadar uzanmaktadır. Bu döneme ait çeşitli eserlere Gâvurkale, Ergazi, Lodumlu ve Maltepe’de rastlanmıştır.

Eti Yokuşu’nda 1937’de Türk Tarih Kurumu tarafından yapılan ve Prof. Dr. Şevket Aziz Kansu tarafından idare edilen kazıların raporu Etiyokuşu hafriyatı raporu  adıyla 1937’de basılmıştır. Bu raporda buranın en az MÖ 3000 yıllarında iskan edildi belirtilmektedir. Raporda birinci kısımda graviye içinde elde edilen Paleolitk aletler, ikinci kısımda ise Kalkslitik yerleşim yerinde toplanan keramik ve diğer çeşitli kültür piyesleri ayrıntılı olarak incelenmiş ve envanterleri yayınlanmıştır.

Hititler Dönemi
Hititler MÖ 2000’de Anadolu’daki ilk siyasi birliktir. Ankara şehir merkezi ve çevresindeki en eski kalıntılar Bronz çağında hüküm sürmüş olan Hatti uygarlığına aittir. Helenistik döneme kadar yazılı belgelerde Ankara hakkında bir bilgi bulunmadığından Hitit dönemi Ankara’sı hakkındaki bilgilere bu dönemi ve kültürü ortaya koyan Orta Anadolu’daki merkezler  ve Ankara çevresindeki aslan ve sfenks tasfirleri  aracılığı ile ulaşılmaktadır. Bilinen Ankara’nın bugünkü şehir sınırları içinde yerleşim olduğuna dair bir kanıt bulunamamıştır.

Hitit kenti olan Ankawa’nın bugünkü Ankara olmadığı görüşleri vardır

Ankara’nın eskiliği ile ilgili buluntular Anadolu Medeniyetleri Müzesi Çağlar boyu Ankara galerisinde sergilenmektedir. İlk basımı 1950 olan Avram Galanti’ye ait Ankara Tarihi Kitabı II. bölümde buluntular gösterilmektedir.
Frigler Dönemi..
MÖ 12. yüzyıl başlarında Boğazlar üzerinden Anadolu’ya giren deniz kavimlerinin istilasıyla Hitit İmparatorluğu ortadan kaldırılmıştır] Ankara ve çevresine Frigler egemen olmuşlardır. Friglerin ilk kralı ülkenin başkenti Gordion’a adını veren Gordias’tır. Tarihçi Arianos’a göre Gordias Thelmessos’lu (Fethiye) bir kadınla evlenmiş ve Midas adını verdiği bir oğlu olmuştur. Geçmiş dönemlerine ait kesin bilgiler bulunmayan Friglerin en çok bilinen ve meşhur kralı Midasdır. Ancak yapılan bazı araştırmalara göre Frigyalıların bütün krallarına Midas adını verdiği de söylenmektedir.

Gordion şehri, bugünkü Ankara’ya 76 km uzaklıkta bulunan Polatlı ilçesinin sınırları içinde bulunmaktadır.

Ankara’nın kurulmasına dair anlatılanlar arasında olan Frigya tradisyonunda, Kral Midas Ankara’nın kurulmasının önderi kabul edilir.

İkinci yüzyılın ortalarında yaşamış olan Lidya’lı gezgin Pausanias, Galatların Anadolu’ya yerleşmeleri hakkında bilgi verirken, Ankara’dan da söz eder. Ankara kentini Gordios’un oğlu Midas’ın kurduğunu ve Frig’lerin bir kenti olduğunu anlatır. Yunanca ve Latince gemi çapası demek olan kentin ismi için açıklama yapma gereğini duyan Pausanias, Midas’ın bulduğu gemi çapasının, kendi dönemine kadar Jüpiter (Zeus) tapınağında saklandığını söyleyerek kentin isminin arkasındaki anlamı vermeye çalışır. Gene Pausanias, adı geçen metinde, Midas kaynağı adı ile bilinen ve üzerine öyküler yazılan su kaynağının, Ankyra kentinde olduğunu bildirir ve “İşte Galat’lar bu Ankyra kentini aldılar” der

Ankara’daki Frig varlığı bugünkü şehir sınırları içinde Ankara istasyonu civarında, belediye binası yanında, Çankırıkapı’da, Augustus Tapınağı’nın ve Türk Tarih Kurumu binasının temellerinde bulunan kalıntılarla kendini göstermektedir.

Roma İmparatorluğu döneminde Galatlar’ın başkenti Ancyra
MÖ278’de Orta Anadolu’nun geri kalan bölümüyle beraber Kelt ırkından Galatyalılar tarafından istila edildi. Bunlar Ankara’yı önde gelen kabilelerinden Tectosagelerin merkezi yaptılar. Diğer kabile merkezleri Trocmilerin merkezi Pessinos (Balhisar) ve Ankara’nın doğusunda Tolstibogiilerin merkezi Tavium idi. Kente o zaman Ankara deniyordu. Kelt unsuru belki de az sayıda, Frig dili konuşan köylüler üzerinde bir savaşçı aristokrasiden ibaretti. Yine de Kelt dili Galatia’da yüzyıllarca konuşulmaya devam etmiştir. M.S.IV.yüzyıl sonlarında Galatya’nın yerlisi olan St.Jerome Ankara çevresinde konuşulan dilin Roma İmparatorluğunun kuzeybatısında (Trier yakınları)konuşulan dile çok benzediğini yazmaktadır. Bu belki de daha eski Frig dili konuşan nüfusun Kelt işgalcilerin dilini benimsediğini göstermektedir.
ma şehri batıda Tren İstasyonu ve Gençlik Parkının olduğu alana, tepelerin güneyinden doğru da şu anda Hacettepe Üniversitesinin kapladığı bölgenin aşağısına doğru uzanmaktaydı. Ankara tüm ölçütlerde büyüyebilen ve diğer Roma kentleri olan Gaul veya Britanya’dan daha geniş bir şehirdi.

Ankara’nın önemi kuzey Anadoludaki yolların kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanarak bir kavşak noktası oluşturmasına dayanmaktadır. Büyük İmparatorluk yolları Ankara’dan geçerek doğuya doğru uzanıyordu ve imparatorların ve ordularının başarıları bu yoldan geçmekteydi. Maalesef ki bu yollar yalnızca Roma büyük şehirlerini bağlamakla kalmamış, aynı zamanda işgalciler için de kullanışlı bir güzergah olmuşlardır. 3. yüzyılın ikinci yarısında, Ankara batıdan gelen Gotların önlenemez başarılarıyla istila edildi (Kapadokyanınkalbine girerek esirler almışlar ve şehri talan etmişlerdir) ve daha sonra da Araplar geldi. 10 yıllık bir dönemde şehir antik dünyanın en görkemli kraliçelerinden birinin batı ileri karakollarından biri haline gelmişti. Suriye çöllerinden gelen Palmiralı Arap imparatoriçesi ZenobiaRoma imparatorluğu içindeki zayıflık ve kargaşadan faydalandığı bir dönemde avantajı eline alarak kendine burada kısa ömürlü bir devlet kurmuştur.Romalılar

Leave a Reply