BALIKESİR’DE DEFİNE YERLERİ

BALIKESİR’DE DEFİNE YERLERİ

1816’ya kadar anadolu eyaletine bağli olan karesi sancaği,1841’de hüdavendigar eyaleti’ne bağlamiştır. Hüdavendigar eyalet’i bu dönemde , karesi de dâhil olmak üzere sekiz liva’dan oluşmaktaydi.

1841-1864 arasi yıllarda yapilan düzenlemeyle karesi müstakil eyalet olan hüdavendigar`ın sekiz livasından biri olmuştur.1864 yılına kadar mutasarrıflikla idare edilen şehir doğrudan merkeze yani hüdavendigar`a bağlı idi.
1845 yilinda kisa bir süre için hüdavendigar’dan ayrilan karesi, aydin`dan ayrilan manisa ile merkez manisa olmak üzere birleşip ayri bir vilayet olmuşsa da bu durum kısa sürmüştür. Daha sonra karesi tekrar hüdavendigar`a; manisa`da aydin`a bağlanmiştır.16

1864 yilinda çikarilan ‘teşkil-i vilayet’ yasası ile eyaletler kaldırılıp “vilayet” sistemine geçilmiştir. Balikesir bu dönemde sancak olarak hüdavendigar vilayetine bağlanmıştir. Sonraki, 1881-1888 arası dönemde yeni bir düzenlemeyle hüdavendigar vilayeti`nden ayrılan karesi bu kez müstakil vilayet olup bir vali tarafindan idare edilmeye başlanmiştır. Sekiz yil kadar vilayet olan karesi; 1808–1909 yıllari arasi hüdavendigar’a bağlı sancak, 1909–1922 arası ise müstakil liva haline getirilmiştir.17
Osmanlı devleti`nin son döneminde balikesir açısından önemli olaylar meydana gelmiştir. Bunlardan birincisi, “93 harbi” olarak bilinen 1877-1878 osmanli rus savaşıdır. Tüm anadolu`dan olduğu gibi karesi`den de çok sayida kimse askere alınmiş, bir çoğu da şehit düşmüştür. Osmanlı devleti savaşin yükünü kaldirabilmek için ağır vergiler koymuştur. Kaybedilen topraklardan ve zulümden kaçan binlerce türk ise karesi`ye gelerek yerleşmiştir.
1071 malazgirt savaşi ile birlikte büyük selçuklu devleti tarafından ilk kez anadolu kapilari türkler`e açilmıştir. Hükümdar melikşah, kutalmış oğlu süleyman bey’e anadolu sultani unvanını vermiştir.(1077). İznik’i kendisine merkez seçen süleyman bey döneminde sizik ve aydincık’a kadar ilerlenmişse de 1099 da haçli seferi sonucunda selçuklular bati anadolu’dan çekilmek zorunda kalmışlardır. Bizans, tekrar bölgeye hâkim olmuş, buradaki türker’e karşı toplu kiyim harekâtina başlamiştır.

Arkası kesilmeyen türkmen akinları, özellikle 1243 kösedağ savaşi sonrasinda oluşan moğol baskisiyla bati anadolu tekrar türk egemenliğine girmiş; selçuklu devleti ise zayıflayarak otoritesini yitirmeye başlamıştir. Bu esnada balıkesir ve çevresine beraberindeki büyük bir türkmen grubu ile gelen karesi(kara i̇sa) bey bağimsızliğini ilan ederek karesi beyliği’ni kurmuştur(1296). Karesi bey, anadolu selçuklu devleti’nin nüfuzlu komutanlarindan olup, bölge bu tarihten sonra onun ismiyle anılmaya başlamiştır.10
Balıkesirde aranacak define yerleri
Verimli topraklar, uygun iklim, marmara ve ege denizlerine kıyısı olmasi gibi özellikleriyle batı anadolu bölgesi, tarih boyunca pek çok uygarliğa ev sahipliği yapmıştir. Yapılan yüzey araştırmalari neticesinde balıkesir yöresinin tarih öncesi dönemde özellikle kalkolitik çağın sonlarinda balkanlardan gelen göçmenlerin yerleşimine sahne olduğu anlaşilmaktadir.1 tunç çağında ise bölgenin troia kültürünün etki alanı içinde bulunduğu bilinmektedir.2 bu döneme ait en önemli tarih öncesi buluntu yerleri balikesir çevresindeki yortan, babaeski ve ovabayindır mezarliklarıdır.3

Balıkesirde aranacak define yerleri
Kentin bilinen ilk sakinleri mizi ya da misi ismiyle anılan misyalilardır.. Bölgeye isimlerini veren misi’ler frigler’le ayni kökten olup beyaz irkın önemli bir kismını teşkil eden aryan kismının pelaj şubesine mensupturlar. Pelajlar’in tarimda oldukça ileri oldukları bilinmektedir.4 bağimsız bir devlet kuramayan misyalılar, hitit, frig, pers, büyük i̇skender ve bergama kralliği egemenliği altinda yaşamişlardir.

Bölge hitit i̇mparatorluğu döneminde ise assua olarak adlandırılmiştır. Muhtemelen m.Ö. 1200 yıllarinda ortaya çıkan ve troia’nin yikilması ile başlayan deniz kavimleri göçüyle bölgeye thrak boylari yerleşmiştir.5 demir çaği olarak bilinen bu dönemin ortalarında hâkimiyet lidya devleti’nin elinde bulunmaktaydı. Aynı dönem içinde ise kıyı bölgeler grekler tarafından kolonize edilmişti.6 m.Ö. Iv. Yüzyıldan itibaren bölge pers istilasina uğramıştir. Bu dönemde misyalılar sık sık ağir vergiler nedeniyle isyan etmişlerdir. Pers hükümdari iii. Darius tarafından pergamon ( bergama) satrapliğina bağlanan bölge, m.Ö. 334 yilindan sonra ise büyük i̇skender’in yani makedonya krallığı`nin egemenliği altına girmiştir.

Bu dönemde balıkesir ili ve çevresi mysia bölgesi olarak anilmaya başladı.7 balikesir misya olarak adlandirilan bu bölgenin küçük asya kısminda yer almaktadır. Başlıca yerleşim yerleri ise, sizik (belkiz), lampeseak (lâpseki), pekot (pergos), miyopolis (mihaliç), artema (gönen), jaleya ( sarıköy), artas (erdek) ve panarmos (bandırma) dur.

Büyük i̇skender’in ölümü üzerine bergama krallığı hâkimiyetinde kalan bölge daha sonra roma i̇mparatorluğu`nun anadolu’daki ilk eyaleti olan asia minör’e (küçük asya) bağlanmıştir. Balıkesir bu dönemde kent kimliği kazanmiştır. İmparator hadrianus’un (m.Ö. 117–138)apias pediun’da (balıkesir ovasi) geçirdiği başarili bir ayi avi sonrasi, bu av anısına bir kent kurulmasini emretti. Kurulan kente i̇mparatorun ismine atfen hdrianoutheria (balikesir) adi kondu.8 kent kuruluşu sonrasi kısa sürede sikke darbi gerçekleştirildi.9
M.S. 395’de roma imparatorluğunun ikiye ayrilmasıyla kentin idaresi doğu roma yani bizans’a geçti. Bu dönemde kent piskoposluk merkezi haline gelmiştir.

Fethedilmesi h.Z. Muhammed(s.A.V) tarafindan müjdelenen başkent konstantiniye ‘yi (i̇stanbul) almak için yola çikan halife muaviye döneminde bölge ilk kez i̇slamiyet ile tanişmış, m.S 670–678 arası arap idaresinde kaldıysa da bizans tekrar şehri kontrolü altına almiştır.
Demirhan bey’den şikâyetçi olan halk ve beyliğin ileri gelenleri; bursa’daki dursun bey’i kente davet ettiler.1345 yılında orhan gazi ile şehre gelen dursun bey, geleceğini haber alip bergama kalesi’ne siğinan ağabeyi demirhan tarafından öldürülmüştür. Bu duruma çok üzülen orhan gazi, halkın ileri gelenlerinin isteği üzerine karesi beyliği topraklarini osmanli’ya kattı.13orhan gazi, karesi’yi merkeze bağlı sancak haline getirip oğlu şehzade süleyman’ı buraya sancak beyi olarak tayin etmiştir.
Kuruluş aşamasındaki osmanli devleti, karesi beyliği`nin askeri gücünün yani sıra özellikle güçlü donanmasıyla gücüne güç katmıştir. Ayrıca; evrenos, haci ilbey, ece halil ve gazi fazil beyler`le değerli komutanlar da kazanmışlardır. Tüm bu gelişmeler sonucu rumeli`de çimpe kalesi, tekirdağ, çorlu ve gelibolu taraflari alinmıştir. Ele geçirilen bu bölgelerde emniyeti tesis edip, tükleşmesini ve islamlaşmasini sağlamak için genellikle karesi`den gönderilen türkler; serez, selanik, drama, kavala gibi muhtelif yerlere yerleştirilmişlerdir. “evlad-ı fatihan” (fatihlerin çocuklari-nesli) adıyla anilan bu türk nüfus -en azından hayatta kalanları- bu topraklarin elden çikması ve yunanistan ile yapilan mübadeleye kadar bölgede kalmişlardir.14

1402 ankara savaşi sonrasi timur`un anadolu`dan çekilmesi ve çelebi mehmed`in hükümdar oluşuna kadar, yaşanan taht kavgalari ve fetret devri ülkeyi zor durumda birakmıştir. Yükselme devrinde tekrar huzura kavuşan karesi güçlü donanmasıyla 1453`te , fethedilmesi hz. Muhammed (sav) tarafından müjdelenen i̇stanbul`un alınmasinda önemli rol üstlenmiştir.

16. Yy`in başlarında ortaya çikan kitlık ve ekonomik buhran anadolu genelinde olduğu gibi karesi`de de etkili olmuştur. 1453-1504 arası yaşanan kitlığın yanı sira , büyük bir veba salgını sebebiyle büyük miktar nüfusun kırıldiği bilinmektedir. 1525 tarihinde vuku bulan çekirge istilalisi, bozulan ekonomi ve tüm bu dönemin sonucu olarak ortaya çıkan celali i̇syanlari anadolu ve karesi genelinde sosyo-ekonomik yapiyi derinden sarsmiştır. 15

Beylik topraklarının orhan gazi tarafindan ilhak edilip, oğlu şehzade süleyman`i kente şehzade olarak tayin edişinden 1816`ya kadar geçen süreçte karesi, anadolu eyaleti`ne bağli sancak olarak kalmiştır. Anadolu eyaleti`nin merkezi kütahya olup, eyalet bu dönemde hüdavendigar(bursa), saruhan(manisa), menteşe, ankara, aydın, karahisar-ı sahip(afyon), çankırı, hamid(isparta), kastamonu, bolu, eskişehir ve karesi sancaklarindan oluşmakta idi.
Karesi bey döneminde yapilanlar bununla da sinirlı kalmamıştir. Sinop civarında yerleşen sari saltuk kumandasındaki 20.000 kişilik türkmen aşireti iskân ettirilip hristiyan nüfusa üstünlük sağlanmiştır. Ayrica kuvvetli bir donanma hazirlanarak zaman zaman rumeli’ye seferler düzenlenmiştir.11
Yüzyılın sonlarinda , 28 ocak1898`de vuku bulan deprem oldukça şiddetli olmuş, çanakkale, bursa ve i̇zmir`den de hissedilmiştir. Yıkıcı depremden önce iki kez hafif şiddette meydana gelen depremler , halkın teyakkuzda olmasini sağlayarak can kaybının artmasini önlemiştir. Fakat maddi anlamda yük çok daha ağır olmuş; şehir merkezinde yer alan 4000 evin, 2146`si tamamen yıkılmiş, 1999`u tamire muhtaç hale gelmiştir. Yalnızca 51 bina da hafif hasarlı olarak kayıtlara geçilmiştir.18

1914-1918 arasi cereyan eden 1. Dünya savaşı`na giren osmanli devleti savaştan yenik çikmış, i̇tilaf devletleri ise bu durumu fırsat bilerek işgallere başlamışlardır. İzmir`in i̇şgalinin ardından ayvalik`tan başlamak üzere balıkesir`e gelmiştir. Tüm bu gelişmeler sonucu balıkesir `de bugün kuvayı milliye müzesi`nde yer alan okuma salonu ve alaca mescid`de toplantilar düzenlenerek kuva-yi milliye`nin ilk kıvılcimi bu ibadethanede atilmıştir. Mustafa kemal önderliğinde yunan işgali durdurulmuş ve şehir 6 eylül`de düşman işgalin`den kurtuluştur.
Cumhuriyet’in ilani sonrasi 1926 `da meclis tarafından alınan, “hanedanlara ait vilayet isimlerinin kaldirilması” kararı gereğince karesi ismi değiştirilerek, yerine balıkesir kullanilmaya başlanmiştır. Günümüze kadar il olarak gelen şehir, yaşanan tüm zorluklara rağmen, osmanli devleti zamanında özellikle batı anadolu`nun iskaninda, i̇stanbul`un alınmasinda; kurtuluş savaşi`nda kuvayı milliye`nin kuruluşu ve savaşta büyük önem taşıyıp; günümüzde ticaret ve ekonomisi ile türkiye cumhuriyeti için önde gelen şehirlerden biri olmaya devam etmektedir.
Karesi bey’in vefatından sonra beyliğinin beyliğin başina aclan bey geçmiştir. Bu dönemde karesi beyliği`nin deniz gücü osmanli beyliği`nden daha güçlü durumdaydı. Aclan bey zamanında osmanli beyliği ile iyi münasebetler kurulmuştur. Hatta oğul dursun bey, eğitim için bursa’ya orhan gazi’nin yanina gönderilmiştir. Aclan bey`den sonra beyliğin başina en büyük oğlu demirhan bey geçmiştir. Balıkesir`de bulunan demirhan bey hükümdarlığı döneminde halka karşı zulüm derecesine varan kötü davranışlar sergilemiştir.

Bu dönemde kente gelen seyyah i̇bni batuta, demirhan bey’in kimseye faydası olmayan biri olduğunu söylemiştir. Batuta, seyahatnamesinde kenti , kalabalik nüfuslu, geniş yollari olan, renkli ve güzel çarşili bir şehir olarak tasvir etmiştir.12ayrica burada bir cami bulunmayip, halkin cuma namazlarini açik alanda namazgâhta kildığından bahsetmiştir.

Leave a Reply