BOLU DA DEFİNE YERLERİ

Bolu tarihi açıdan çok zengin ve geniş biçimde bakılmadan anlaşılacak bir yer değildir. Bolu’da bilinen en eski uygarlık Hititler’dir. Bolu, Hititlerden sonra sırasıyla Frigler, Persler derken Makedonya kralı Büyük İskender topraklarına dahil oldu.

Ardından Bitinya, Roma imparatorluğu ve ardından da Malazgirt zaferi sayesinde 1080’li yıllarda Türkmenler Bolu’ya yerleşmişlerdir. Sonraki zamanlarda Osmanlı Devleti hakimiyetine girmiştir.osmanlı öncesine kadar birçok medeniyet yaşanmış ve varanması gereken define işaretleri iskender dönemine bakılmalıdır.ayrıca biryerin tarihi hakkında bilgisi olmayan o alanda tarihi gün yüzüne çıkaramaz.

bolunun tarihi

Çeltikdere bizans kilisesi’nin de il sınırlarında bulunduğunu kaydeden güneş, “Etrafı yüksek ve sarp kayalıklarla çevrili, hafif eğimli bir alana inşa edilmiş. Duvarları dört sıra kesme taş, dört sıra tuğla kullanılarak oluşturulan almaşık duvar tekniğiyle örülmüş, gösterişli ve temiz bir işçilik göstermekte” ifadesini kullandı.

Güneş, yapının 1952 yılına kadar cami olarak kullanıldığını ve aynı yıl köyün taşınmasıyla yoğun tahribata uğradığını dile getirdi.

Halıhisarı kalesi’nin de eski dönemlere ait olduğunu ve bolu’da bulunduğuna dikkati çeken güneş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Yüzölçümü geniş olan kalenin etrafı surla çevrilmiştir. Kaleye giriş kuzeybatı yönündendir. Bu kısımdaki surların daha fazla kısmı ayakta kalmıştır. Asarkale ise gerede ilçesine bağlı örencik köyünün güneydoğusunda yer almakta. Konumu itibarıyla bölgeye hakim durumdaki asarkale, büyük ölçüde tahribata uğramıştır. Kale ve çevresinde yoğun olarak bizans dönemi seramiğinin bulunması, kalenin bizans döneminde yapıldığını düşündürmektedir.”

M.Ö. 1200’lü yıllarda bütün hitit toprakları gibi bolu da friglerin elindeydi. M.Ö. 6. Asırda persler bölgeye hakim oldular. M.Ö. 336’da büyük i̇skender persleri yenerek anadolu’nun birçok yeri gibi bolu’yu da ele geçirdi. Büyük i̇skender’in ölümü üzerine makedonya yıkılınca bolu bölgesinde bitinya krallığı kuruldu. Yazılı belgeler, o dönemlerden kalan arkeolojik eserler ve tarih kaynaklarına göre, trak göçleri sonunda sakarya ve filyos nehrinin yayı içine yerleşen halk “Bithyn” ismi ile anılıyordu. Bu yüzden bolu’nun da içinde bulunduğu kuzeybatı anadolu’ya “Bithynia” denilmiştir. Bithynler tarafından salonia campus denilen bolu ovası ve çevresinin adı romalılar tarafından “claudio polis” olarak değiştirilmiştir. Bolu isminin de “polis”ten geldiği sanılmaktadır. Üç tepe üzerinde kurulmuş olan şehir içte ve dışta surlara sahipti. Şehrin kuzeyinde halı hisarı bölgesinde bu surların kalıntıları görülebilmektedir. 1071 malazgirt zaferinden sonra batıya yayılan türkmenler 3 yıl sonra bolu’ya yerleştiler. Selçuklu devleti’nin komutanları artuk, tutuk, danişmend, karateki ve saltuk beyler süleyman şah’ın emrinde i̇stanbul sınırına dayandılar. Bu akınlar sırasında bolu, horasanlı aslahaddin tarafından fethedilmiştir.

Bolu yöresine osmanlı akını ilk kez osman gazi tarafından başlatılmıştır. Bolu yöresinin tümüyle fethedilmesi ise orhan gazi döneminin ilk yıllarına (1324 – 1326) rastlar. Bir başka rivayete göre osmanlılar zamanında bölgede, bol olarak uluğ – alim olması nedeniyle önceleri “bol uluğ”, zamanla yöre “bolu” olarak isimlendirilmiştir. Yıldırım beyazid’in ölümü ile başlayan şehzadeler savaşına bolu, birçok kez sahne oldu. Bolu, ankara savaşı sonrası timur’un talan ettiği bölgelerin dışında kaldığı gibi, bu tehlike bitinceye kadar, osmanlı devleti’nin 2. Kurucusu sayılan çelebi mehmet’i de kızık yaylasında barındıran belde olmuştur. Çelebi mehmet’in osmanlı devleti’nin birliğini sağlamasından sonra ise bolu, düzenli bir yönetime kavuştu.

1324 – 1692 yılları arasında bolu, 36 kazası olan bir sancak beyliği idi. Xvi. Yüzyılda bolu, ikinci derece şehzade sancaklarından biri oldu. 2. Bayezit döneminde şehzade süleyman (kanuni) buraya atandı. 1683-1792 yılları arasında bolu, voyvodalıkla yönetildi. Ii. Mahmut zamanında ise mutasarrıflığa dönüştürüldü. (1811) tanzimat sonrası bolu; kastamonu eyaletine bağlandı (1864). 1909 yılında ise tekrar mutasarrıflığa dönüştürüldü.Arkeolojik araştırmalara göre, m.Ö. 5500 ve 3000 yılları arasında kalkolitik dönem, m.Ö. 3000 ile 1200 yılları arasında da tunç çağı’nı yaşayan bolu’da, m.Ö. 2000’de hititler, m.Ö. 1000’den itibaren de frig, lidya ve pers medeniyetleri hüküm sürdü. Bölge, m.Ö. 334’ten sonra da bitinya krallığı’nın hakimiyetine geçti.

Bolu müze müdürü mustafa güneş, aa muhabirine yaptığı açıklamada, arkeolojik buluntulara göre bolu’nun çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptığını söyledi.

İl merkezi ve ilçelerdeki kazılarda birçok medeniyete ait çeşitli kalıntılar bulunduğunu anlatan güneş, “Bolu, m.Ö. 334’ten sonra bitinya krallığı sınırlarına dahil oldu. Bitinya krallığı döneminde şehre ‘bithynium’ ismi verilmiş. Bu bölgede bolu’nun yanı sıra bugünkü kocaeli, bursa, sakarya, düzce, bilecik, yalova illerinin tamamı ve i̇stanbul ile zonguldak illerinin bazı bölümleri bulunmaktaydı” dedi.

Bitinya dönemi’nde bolu’nun, “Bitinya ve claudiopolis” isimleriyle anıldığına dikkati çeken güneş, i̇zmit’e “Nikomedia”, i̇znik’e “Nikaeia”, bursa’ya “Prusa ad olympum”, düzce konuralp bölgesi’ne “Prusias ad hypium”, gemlik’e “Cius”, kadıköy’e “Kalchedon”, ereğli’ye de “Herakleia pontica” adı verildiğini bildirdi.

Güneş, m.Ö 74’te bolu’daki hakimiyetin romalılara geçtiğini ifade ederek,

“Bu tarihten itibaren bolu ve çevresi roma’dan gelen valiler tarafından yönetilmiş ve şehre roma i̇mparatoru claudius’a izafeten ‘claudiapolis’ ismi verilmiştir. M.S. 395’te roma i̇mparatorluğu’nun ikiye ayrılmasıyla doğu roma

(bizans) sınırları içinde kalan bolu, i̇mparator iustiniaus (m.S. 518-527) döneminden itibaren ‘thema’ adı verilen askeri valiler tarafından yönetilmiştir” diye konuştu.

tarihi yapılar

İl merkezi ve ilçelerinde çeşitli medeniyetlere ait arkeolojik kalıntılar bulunduğunu anlatan güneş, göynük ilçesine bağlı soğukçam köyünde bulunan frig kaya abidesi’nin m.Ö. 8. Ve 7. Yüzyıllarda frigler’in bolu’da da yerleştiğinin en önemli kanıtı olduğunu ifade etti.

Güneş, abidenin bilinen en uzun frig kitabesi olma özelliğini taşıdığına dikkati çekerek, “Abide üzerinde üstte, kutsal günlerde kibele heykelciğinin konulduğu üçgen bir niş ve altında da 9 satır kitabe bulunmakta. Seben ilçesinde, birbirine yakın aralıklarla kayalara oyularak yapılmış çok sayıda evden oluşan küçük yerleşimler bulunmakta. Bunların en önemlileri alpagut köyü muslar mahallesi, çeltikdere, karca, solaklar ve kaşbıyıklar köylerinde yer almakta. Bu yerleşimlerin en büyüğü muslar mahallesi’ndeki kaya evleridir.”

Güneş, kayaların oyulmasıyla oluşturulan yerleşim bölgelerinin ulaşılması güç vadilere kurulduğunu belirterek, oyma evlerin orta bizans dönemi’ne

tüm define işaretleri için tıklayınız.

Leave a Reply