kütahya define yerleri

81 ilin içinde en çok dikkatimi çeken ildir iyi araştırılmalı.
Yapılan arkeolojik kazılar ve eski yerleşim yerler
Bugüne kadar kütahya ve çevresinde yapılan sistematik kazı ve araştırma sayısı çok değildir. İngiliz arkeoloji enstitüsü adına clive foss – kütahya kalesi’ni, epigraf tomas drew bear – yazıtları, david french – roma yolları ve mil taşlarını, i̇stanbul üniversitesinden yrd. Doç. Dr. Turan efe antik yerleşimlerden höyük ve tümülüsleri araştırmıştır. Alman arkeoloji enstitüsü’nün aizanoi antik kentinde başlattığı sistematik kazı ve araştırmalar 1970 yılından beri devam etmektedir.

Müze uzmanlarının kütahya il sınırlarında yaptığı inceleme ve araştırma çalışmalarında yüzü aşkın höyük, tümülüs ve antik yerleşim saptanıp belgelenmiş, yapılan kurtarma kazılarıyla kentin tarihini aydınlatacak önemli arkeolojik malzemelere rastlanmıştır. Kütahya merkez seyitömer höyük’te yapılan kurtarma kazılarında eski tunç dönemine uzanan toplu buluntular elde edilmiş olup kütahya arkeoloji müzesi’nde ayrı bir salonda sergilenmektedir. Merkez ağızören köyü’nde 2000 yılında yapılan kazılarda hitit yerleşimine ait nekropol (mezarlık) alanında önemli arkeolojik malzemeler ele geçmiştir. Kütahya’da eski tunç dönemi’ne uzanan toplu buluntu veren en önemli merkez, 1977 yılında kömür çıkartma işlemi sırasında ulaşılan tavşanlı tunçbilek, boyalık ve gevence mevkileridir. İlin yerleşim tarihine ışık tutan eski tunç buluntu merkezleri seyitömer, tavşanlı – kayı köyü, altıntaş – üçhöyük, domaniç – elmalı, simav, emet ve çavdarhisar yöreleridir. Buralarda ele geçen buluntular bitynia dışında tüm batı anadolu’da rastlanan tipik troya çanak – çömleği örneklerindendir. Gaga ağızlılar, üç ayaklı kaplar, depas türü maşrapalar dışında, balıkesir, bursa yöresine özgü yortan kültürünün bezekli kaplarına rastlanması, kütahya’nın kuzeyinde bu kültürün etkin olduğunu göstermektedir.

kütahya define yerleri

Ege bölgesi’nin i̇ç batı anadolu bölümü’nde yer alan kütahya, bilinen tarihi içinde hitit, frig, roma, bizans, selçuklu, germiyanoğulları ve osmanlı dönemi uygarlıklarıyla türkiye cumhuriyeti’ne ulaşmıştır. Kütahya ili sınırları içinde kalan topraklarda yerleşen ve adı bilinen en eski halk hitit’lerdir. Buna rağmen çevredeki arkeolojik buluntular ilin yerleşim tarihini çok daha eskilere, ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir kuruluş tarihi verilememekle birlikte; hitit metinlerinde geçen assuva tarihiyle ilgili iv. Tuthaliya (m.Ö. 1256–1220) yıllıklarına dayanarak m.Ö. Ii. Binin ortalarında kurulduğu söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları dolayısıyla tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt zaferi’nin ardından xi. Yüzyılın sonunda türk uygarlıklarıyla tanışan kütahya, germiyanoğlu beyliği’ne başkentlik yapmış olup osmanlı devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.

Kütahya yöresi, hititler dönemi’nde assuva’nın doğusunda, hitit devlet sınırlarının da batısında yer almaktadır. Antik çağ bölümlenmesine göre ise ilin doğu yarısındaki toprakları frigya, batısı da mysia bölgesindedir.
O dönemde hititlerin siyasal etkisi dışında kalan batı anadolu’daki pek çok kent konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir. Kuzeybatı anadolu’daki as-suva konfederasyonu
Bunlardan biridir ve kütahya’nın batısında kalan topraklar bu konfederasyona bağlıdır. İlin kuzey kısımları ise zengin gümüş yatakları ve buna bağlı gelişmiş ticaret yolları
Dolayısıyla hititlerin sürekli ilgi ve etki alanında kalmakta, bu yüzden sıkça saldırılara uğramaktadır
Hitit i̇mparatorluk döneminin sonuna doğru doğuda assuva yöresindeki bakır yataklarının asurlar’a kaptırılması, hititler’in kütahya’ya ilgisinin artmasına neden olmuştur. Bu sırada assuva’nın başında sum dlama, hititler’in başında iv. Tuthaliya bulunmaktadır. (m.Ö. 1256-1220).

Assuva’ya saldıran hititler’in ülkeyi yakıp yıktıklarını, assuva kralı ve oğlu kukkulis’i tutsak alıp hattuşaş’a götürdüklerini iv. Tuthaliya yıllıklarından öğreniyoruz. M.Ö. 1200’lerde trakya’dan anadolu’ya büyük dalgalar halinde geçen frigler, bölgede hitit egemenliğine son verip, doğuda kızılırmak, güneybatıda burdur gölü’ne kadar uzanan geniş bir alanı yurt tutmuşlardır. Bursa, balıkesir yörelerine gelen yeni oymakların eskilerini daha doğuya sürmeleri sonucunda kütahya’nın batı kesimleri mysia bölgesinde yer almıştır.

Yine frigler’in bir kolu olan bitin ve tinler’in kütahya’nın kuzeyine bilecik-sakarya bölgesine yerleştikleri görülmektedir. Frigler’in asıl kalabalık oymaklarının ise afyon, eskişehir, kütahya üçgenindeki bölgeye yerleşmesi sonucunda, kütahya’nın doğusu epiktetos frigyası adını almıştır. Kütahya’nın güneyine, temnos (şaphane) ve dindimos (murat) dağı’na kadar yayılan frigler yerli hititler’le karışıp kaynaştıkça güçlenmiş, kültür alanlarını genişleterek doğuda fırat’a, batıda ege denizi’ne kadar dayanmalarına rağmen lidyalılar üzerinde sürekli bir egemenlik kuramamışlardır.
Kütahya ili sınırları içinde kalan topraklarda yerleşen ve adı bilinen en eski halk hitit’lerdir. Buna rağmen çevredeki arkeolojik buluntular ilin yerleşim tarihini çok daha eskilere, ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir kuruluş tarihi verilememekle birlikte; hitit metinlerinde geçen assuva tarihiyle ilgili iv. Tuthaliya (m.Ö. 1256–1220) yıllıklarına dayanarak m.Ö. Ii. Binin ortalarında kurulduğu söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları dolayısıyla tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt zaferi’nin ardından xi. Yüzyılın sonunda türk uygarlıklarıyla tanışan kütahya, germiyanoğlu beyliği’ne başkentlik yapmış olup osmanlı devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.tüm define işaretleri için 

Frig yerleşimi-söğüt köyü:
M.Ö. Viii. Yüzyılda devlet olarak örgütlenen frigler’in barışçı bir toplum olarak geliştiği, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, kaya mezarları, tapınım alanları ilekendilerine özgü bir mimari getirdikleri, maden işçiliği ve dokumacılıkta ileri gittikleri, yeni müzik aletleri ürettikleri görülmektedir. Antik kaynaklar, ünlü masalcı ezop’un doğum yeri olarak kütahya’yı göstermektedir. M.Ö. 676’da kafkasya üzerinden anadolu’ya giren kimmerler’in, frigya kralı iii. Midas’ı yenerek kütahya ve çevresini ele geçirdiği, daha sonra m.Ö. 607’de lidya kralı alyattes’in kimmer egemenilğine son verdiği gözlenmektedir. Lidyalılar döneminde efes’ten başlayıp başkent şart, uşak ve kütahya’dan geçerek adalar denizi ve kızılırmak’ın doğu yakasını birbirine bağlayan kral yolu bu dönemde yapılmıştır. Doğuda gelişerek anadolu’yu marmara’ya kadar istila eden persler’in ünlü kralı ii. Kyros, m.Ö. 546’da lidyalıları tarihten silmiş, kütahya’yı frig satraplığı’nın merkezi yaptığı dinar’a bağlamıştır. Pers yönetiminin zayıflamasıyla m.Ö. 334’te biga çayı civarındaki savaşı kazanan makedonyalı i̇skender bölgede üstünlük kurmuştur. İskender’in m.Ö. 324’te ölümüyle kütahya ve çevresi komutanlarından antigonas’a geçmiştir. Bölgede m.Ö. Iii. Yüzyılın başlarında yaşanan karışıklıklardan sonra bergama krallığının üstünlük sağladığı ve m.Ö. 133 tarihinde kütahya’nın roma’nın asya eyaleti sınırlarına dahil edildiği görülmektedir.

Kütahya, roma egemenliğine girdiği sırada bölgede küçük şehir devletleri vardır.
Kütahya’da koti-aeion, gediz’de cadı, simav’da synaus, emet’te ti-beriopolis, simav boğazköy’de ancyra, altıntaş’ta soa ve çavdarhisar’da aizanoi antik yerleşim merkezleri bulunmaktadır. Bu şehir devletlerini claudius unvanlı valiler yönetmiş, toplanan verginin bir bölümünü merkeze gönderip kalanını kentin imarına harcamışlardır. O dönemin en büyük şehri olan 120 bin nüfuslu aizanoi’nin zeus tapınağı, i̇mparator hadrian ms. (117-138) döneminde toplanan arazi vergileriyle yaptırılmıştır. Bu bölgede (302) tarihinde yapıldığı saptanan bir borsa binası vardır. Duvarları üzerinde latince fiyat listeleri bulunmaktadır. Bu listeler fiyat artışlarını önlemek için konulmuştur.

M.S.395’te roma i̇mparatorluğu’nin ikiye ayrılmasıyla kütahya, doğu roma i̇mparatorluğu (bizanslında kalmıştır. Bu dönemde önemli bir piskoposluk merkezi olan kütahya hızla gelişmiş, çevresine yapılan kalelerle korunaklı bir kent haline getirilmiştir. Zeus tapınağı kiliseye çevrilmiş, il ve çevresinde çok sayıda

Leave a Reply