NİĞDE DEFİNE YERLERİ

niğde ilinin bilinen târihi beş bin sene önceye dayanır. eski çağlarda niğde şehrinin bulunduğu yerde yerleşme merkezi yoktu. hititler zamânında niğde, “nahita” isimli bir yerleşme merkeziydi. hitit devletinin yıkılışı ile bu bölge, m.ö. 8. asırda frikya devletinin hâkimiyeti altına girdi. anadolu’da kurulan frikya ve sonradan lidya devleti, yine iç karışıklıklar ve bölünme neticesi yıkılınca bu bölge perslerin eline geçti. niğde define işaretleri

NİĞDE TARİHİ YERLER

m.ö. 4. asırda makedonya kralı i̇skender, pers devletini yenerek anadolu ve i̇ran’ı makedonya i̇mparatorluğuna kattı. i̇skender’in ölümü üzerine bu geniş imparatorluk, komutanları arasında taksim edilince anadolu, selevkos devletinin payına düştü. niğde ve çevresi bir müddet selevkosların elinde bulunduktan sonra kapadokya krallığının eline geçti. m.s. 1. asırda kapadokya krallığını roma i̇mparatorluğu ilhak edince, niğde ve çevresi roma’nın hâkimiyeti altına girdi. m.s. 395 senesinde roma i̇mparatorluğu ikiye bölününce, niğde ve çevresi anadolu’nun bir parçası olarak doğu roma (bizans)nın payına düştü. niğde define haberleri

mîlâdî 707 senesinde emevîler devrinde niğde ve çevresii̇slâm orduları tarafından feth edildi ve bölgeye “tavâna” ismi verildi. emevîlerin iç isyan, bölücü faaliyetler ve iktidar kavgaları sebebiyle zayıflaması üzerine bizans, niğde ve çevresini müslümanlardan geri aldı. niğde define

1071 malazgirt zaferinden sonra anadolu fâtihi kutalmışoğlu süleyman şah emrindeki türk ordusu, bütün anadolu gibi bu bölgeyi de bizanslılardan alarak fethetti (1076). sultan i̇kinci kılıçarslan burasını yerleşme merkezi hâline getirerek oğlu melik arslan şaha verdi. bundan sonra gelişmeye başlayan niğde 13. asrın ilk yarısında anadolu’nun büyük şehirlerinden biri hâline geldi. sultan i̇zzeddin keykâvus ve kardeşi sultan alâaddin keykubat devrinde bu sultanların emriyle niğde vâlisi olan zeyneddin beşâre, şehri fevkalâde bir şekilde imâr etti. bu târihlerde niğde selçuklu devletinin önemli bir askerî merkezi (üssü, ser-leşkeri) idi. zaman zaman selçuklu sultanları niğde’ye gelip bir müddet otururlardı. niğde define işaretleri

1308 senesinde, selçuklu devleti yıkılarak ülke, pekçok beyliklere bölündü. i̇lhanlılar, anadolu genel vâlileriyle bu bölgelerde hâkimiyetlerini devam ettirmek istediler. i̇lhanlıların genel vâlisiyken orta anadolu’da istiklâlini îlân eden eretnaoğulları, niğde ve çevresine de hâkim oldular. eretnaoğullarının niğde vâlisi olan sungur, niğde’yi geniş ölçüde îmâr etti.

tancalı arap seyyahı i̇bn-battûta 1333’te niğde’yi ziyâret etmiş ve eserinde niğde’yi büyük bir şehir olarak tasvir etmiştir.

eretnaoğulları ile karamanoğulları arasında niğde ve çevresi ihtilâf konusu oldu. eretnaoğullarının yerine geçen kâdı burhâneddîn ile karamanoğulları arasında niğde ve çevresi için çekişme devam etti. kâdı burhâneddîn’in vefâtından sonra bölgeye kesin olarak karamanoğulları hâkim oldular. karamanoğulları zamânında da (1365-1476) niğde gelişmeye devam etti. niğde, 1341-1365 arasında eretnaoğulları ve 1365-1476 seneleri arasında karamanoğulları idâresinde kalmıştır.

sultan yıldırım bâyezîd han, niğde ve çevresini alıp karamanoğulları beyliğini ortadan kaldırdı. yıldırım bâyezîd’in tîmûr’a 1402 ankara savaşında yenilişinden sonra, osmanlıların büyük gayretleriyle kurulan anadolu birliği ortadan kalktı. birçok anadolu beyliği gibi karamanoğulları beyliği de tekrar kurularak niğde’yi ele geçirdi.nakida adı kimi zaman nekide olarak da kullanılmış, 14. yüzyılda aynı sözcük arap harfleriyle nîkde okunacak biçimde yazılmıştır. cumhuriyet’ten sonra bu ad, niğde’ye dönüştürülmüştür.

yaklaşık 10.000 yıllık bir târihî geçmişe sahip olan niğde’de yapılan arkeolojik araştırmalar, paleolitik çağ’a değin uzanan buluntular vermiştir.[4] yazılı tarih döneminde ise niğde’de sırasıyla: asur ticaret kolonileri, hititler, tabal geç hitit devleti, frigyalılar, persler, makedonya krallığı, kapadokya krallığı, romalılar, bizans i̇mparatorluğu, anadolu selçuklu devleti, eretna beyliği, karamanoğulları beyliği ve osmanlı devleti hüküm sürmüştür. niğde, osmanlı hâkimiyetine 1470 yılında girmiştir.

niğde kalesi, bir höyük olan alaaddin tepesi’nin kuzey kısmı üzerine inşa edilmiştir. i̇nşa kitabesi olmadığı için yapım tarihini kesin olarak bilinmemekle; muhtemelen ix. yüzyılda bizanslılar zamanında inşa edilmiştir. esas şeklini ise anadolu selçuklu hükümdarları ii. kılıçarslan(1155–1192), ii. rüknettin süleyman şah (1196–1204) ve i. alâeddin keykubat(1220–1237) dönemlerinde almıştır.
yapı, iç kale ile onu çevreleyen ve konut alanlarını kuşatan kalın bir surla dış kaleden oluşmaktadır. i̇ç kale ve surlar, şehrin doğu tarafında yer alan ve fazla yüksek olmayan, kuzey-güney doğrultusunda uzanan tepenin üzerine inşa edilmiştir. bu tepeye daha sonra üzerinde bulunan alâeddin camii’nden dolayı “alâeddin tepesi” adı verilmiştir. kale bugün fonksiyonunu kaybetmiş olup; burada iç kale, alâeddin camii(1223) hatıroğlu çeşmesi (1267–68) ve rahmaniye camii (1747) ile alâeddin tepesi bulunmaktadır. kalenin eteklerine sonradan ev ve dükkanlar yapılmıştır.

niğde kalesi’nin kapalı mekanlarındaki geleneksel yaşam sergileri, yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından ücretsiz olarak gezilebilmektedir

niğde’de iç kalenin güneybatı köşesindeki burcun yarısı yıkılıp içi doldurularak, üstüne saat kulesi (1901–2) yapılmıştır. dıştan minare görünümünde olan saat kulesi, dört bölümden oluşur. kaide ve gövde ongen planlıdır. saat kulesi yapma geleneği avrupa’da 14. yüzyılda başlamasına rağmen, osmanlı topraklarında 18. yüzyılda görülmeye başlar. anadolu’da ilk örneklerine xix. yy. başında görülür. sultan abdülhamit’in tahta çıkışının 25.yılında (1901–2) valilere gönderilen fermanla anadolu’da saat kulesi yapma geleneği hızlanır. zamanın mimari üslubunu yansıtan saat kulelerinden yalnızca elli (50) tane günümüze gelmiştir.

birinci alâaddin keykubâd zamanında niğde sancakbeyi zeyneddin başara tarafından 1233’te yaptırılmıştır.selçuklu sanatının günümüze kadar en iyi korunmuş eserlerinden olup, mihrap ve minberi çok güzel bir sanat abidesidir. niğde’nin en eski camisi olup mîmar sıddık bin mahmud ve kardeşi gazi yapmıştır. sarı ve kül renkli kesme taştan yapılan caminin doğu kapısı son derece güzel geometrik motiflerle süslüdür. cami süslemeleri bakımından selçuklu devrinin en kıymetli eserlerinden biridir. damalı minaresi camiye ayrı bir güzellik katmaktadır. caminin kapısı yılın belli bir zamanında sabahın ilk ışıklarının kapıya vurmasıyla kapıda bir kız silueti görülür. rivayete göre caminin mimarı hükümdarın kızına aşık olur ve kızın güzelliğini bu motiflere işler.

Leave a Reply